CHP Lideri Özgür Özel: Parayı Lidyalılar Buldu, Erdoğan da Vergiden Vergi Almayı İcat Etti; Onu Emekli Etmeye Kararlıyız

21.02.2026

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:

“ÖYLE BİR MEMLEKET Kİ ATTIĞI HER ADIM FELAKET OLAN MİLLİ EĞİTİM BAKANI GÖREVE DEVAM EDİYOR, İSTANBUL’DAKİ SEYYAR GİYOTİN DE GELMİŞ TÜRKİYE’DEKİ ADALETİ VURMAYA”

“DİLOVASI’NDA YAŞANAN FELAKET, 104 GÜNDÜR ÖRTBAS EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

“PARAYI İLK LİDYALILAR BULDU, ERDOĞAN DA VERGİDEN VERGİ ALMAYI İCAT ETTİ, ONU DERHAL EMEKLİ ETMEYE KARARLIYIZ”

“KİMİN ŞİKAYETİ VARSA PARTİSİNE BAKMADAN ÇAĞRILDIĞINDA MEYDANA KOŞARSA HEP BERABER KAZANACAĞIZ”

“KENDİNE VE SAVCISINA GÜVENEN MAHKEMEYİ YAYINLAR; CANLI YAYINLA Kİ MİLLET İFTİRAYI DA NAMUSLU EVLATLARINI DA GÖRSÜN”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “‘Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel. Dumanı dağıtacak yıldız - poyraz başladı. Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı. Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel. Hava döndü işçiden, işçiden yana esiyor yel.’ Emeğin, alın terinin başkentinde; dayanışmanın, kardeşliğin başkentinde bu güzel meydanı saygı ile selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Kocaeli’nin, canım Kocaeli’nin yeşiline merhaba, denizine merhaba. Bu meydanı dolduran her görüşten ama iradesine, seçtiğine, sandığa sahip çıkan; haktan, hukuktan, adaletten yana olan Kocaeli’nin bütün demokratlarına merhaba” dedi. Özel, şöyle devam etti:


“HALKÇI BELEDİYECİLİĞİ KOCAELİ’NİN TAMAMINA GETİRECEĞİZ”

“Kocaeli’yle aramıza uzun yıllar girdi. 1999’dan bu yana Kocaeli büyükşehir belediyesini kazanamadık. Ama burada kusuru Kocaeli’nde aramadık. Kusuru kendimizde aradık. Hiç Kocaeli’ne küsmedik. Onun tercihine burun kıvırmadık, Kocaeli’ne sırtımızı dönmedik. İzmit Belediyesi’ni iki seçimdir kazanırken bu seçimde onun yanına Derince’yi ve Karamürsel’i ekledik. Derince’ye, Karamürsel’e, İzmit’e ve bütün Kocaeli’ne selam olsun. Bu güzel meydan için ki bu meydan bir partiye ait değildir ama ev sahipliği çin Kocaeli örgütümüze, il başkanımıza, tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Kocaeli’nin birbirinden çalışkan üç değerli milletvekili Harun Yıldızlı’ya, Nail Çiler’e ve Muhip Kanko’ya teşekkür ediyorum. İzmit’te verdiğiniz yetkiyi kullanıp, bir dönem hizmet edip, bir sonraki dönem iki kişiden birinin oyuyla seçilen çok değerli kardeşim Fatma Kaplan Hürriyet’e, Derince’de Sertif Gökçek’e, Karamürsel’de Ahmet Çalık’a verdiğiniz destekler için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. Kabul etmek gerekir ki geçen seçim Kocaeli Büyükşehir için gerekli cesareti, üzerimize düşen sorumluluğu vaktiyle gösteremedik. Öyle olsaydı o önemli rüzgarda, Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandığımız, Ege’de kazanmadık il bırakmadığımız o büyük zaferin akşamında hiç şüphe yok ki Kocaeli Büyükşehir de bizde olacaktı. Ama buradan Kocaeli’ne söz veriyoruz. Önümüzdeki seçimlerde halkçı belediyeciliği Kocaeli’nin tamamına getireceğiz.”

“PARTİYE DEĞİL, DOĞUM YAPAN ANNEYE ARAÇ TAHSİS EDİLİYOR”

“Bugün burada, İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet’in yaptıkları önümde. Geçmişte Meclis’te de birlikte çalıştık. Tabii Tahsin Tarhan’ı, Haydar Akar’ı, Kocaeli’nden birlikte çalıştığımız önceki dönem milletvekillerimizi de selamlayarak, Meclis’ten sıra arkadaşımın memleketinde yaptıklarını gördüm. Bunu bütün Türkiye ile paylaşmak isterim. Öncelikle Ramazan ayında iki ayrı kent lokantasının ücretsiz iftar yemeği verdiğini, günde bin kişiye ücretsiz iftar yaptırdığını, beş kreş açtığını ve altıncının yolda olduğunu, nikah salonunda yoksul çiftlere 1 lira karşılığında nikah kıydırıldığını, 2025’te 37 ton sebze ve meyvenin ürettirilip yoksullara dağıtıldığını büyük bir memnuniyetle takip ettim. Her biri açılışlarının birçoğuna beni de grup başkanvekiliyken çağırırdı. Burada da bazısına katıldığım, bazısına arkadaşlarımızın geldiği Otizm Spor ve Yaşam Evi, Çınar Akademi, meslek edindirme kursları, Alzheimer Yaşam Evi, kadın girişimciler merkezi vatandaşa hizmete devam ediyor. Belediye tiyatrosu ödüller aldı, İzmit’e bir tiyatro salonu da kazandırıldı. 0-2 yaş bebeği olanlar için örnek bir uygulama Anne Taksi çalışıyor. Türkiye’de yapılan her hizmet bir başka belediyeye ilham oluyor. Anne Taksi uygulamasında iki yaşına kadar çocuğu olan annenin bir telefonuyla emrine amade bir belediye aracı tahsis ediliyor. İstanbul Büyükşehir’i AK Parti’den aldığımızda İstanbul Büyükşehir’in, kamunun parasıyla AK Parti ilçe başkanlığına, il başkanlığına, kadın kollarına tahsis ettiği araçlar koca bir meydana sığmamıştı. Listelerini gösteriyoruz. Tek birine itiraz edemiyorlar. Partisine, yandaşına değil doğum yapan gariban anneye araç tahsis edenlere helal olsun.”

“BU KADAR VERGİ VEREN ŞEHİRDE HER ŞEYİN TAM OLMASI LAZIM”

“Değerli Kocaelililer, tabii Kocaeli’nde hizmet edenler var. Kocaeli’ne hizmet etmek için gelip böyle meydanlarda Kocaeli’ne yüzünü dönüyorsun. Diyorsun ki ‘Oyunu bana verirsen ben sana hizmet edeceğim.’ Bir Kocaeli'nden yetki alıp, Kocaeli’ne hizmet edip, yaptığı hizmetler meydanlarda alkışlananlar var. Bir de seçimde yüzünü dönüp, seçimden sonra sırtını dönenler var. Kocaeli vergi vermede, vergi sıralamasında bazen üçüncü, bazen ikinci. Özellikle kişi başına vergide her zaman Türkiye birincisi. Ayrıca vergi sadakatinde, yani kesinleşen vergiyi ödemede yüzde 98’lik oranla açık ara her zaman birinci. Vergiyi gözünü kırpmadan veren Kocaeli… Örneğin geçen yıl 1 trilyon lira vergi vermiş. Ama hizmet almaya gelince yatırım bütçesinde Kocaeli’ne 36 milyar lira ayrılmış. Yani 30 vermiş, 1 bile alamamış. Yani Kocaeli vergiyi verirken kepçeyle vermiş ama Kocaeli’ne AK Parti hizmet yaparken çay kaşığının ucuyla vermiş. Öyle ki bu kadar yüksek vergi veren bir şehirde ‘yok, yok’ olması lazım. Her şeyin tam olması lazım. Ama söylediler inanmadım. ‘Kontrol edin’ dedim ve baktım. Sağlık hizmetlerinde, 81 ilde sağlık yatırımında 61’inci sırada. Öyle ki ‘Nasıl olur?’ diyorsunuz. Mesela 250 bin gece nüfusu olan, gündüz nüfusu bunun birkaç katına çıkan Darıca’da hastane var, tabelası yok. Bir başka hastanenin de şimdi metrolar yüzünden boşaltılması gündemde. Zaten 61’inci sırada olan yatırım daha da kötüye gidiyor her geçen gün. Kocaeli gibi bir yerde, en çok kişi başına verginin toplandığı yerde örneğin beş dönemdir bir metro bitirmediler.”

“BİR TANE METRO YAPAMAYANLARI UNUTMAYIN”

“Bir metroyu bitirmekten acizler. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bir karşılaştırma yapmıştım. Hem şehrin çok hoşuna gitti, hem de AK Partililerin sinirlerini bozdu. Trabzon’a gittim, aynı böyle. Beş dönemdir belediye AK Parti’de. Bir tane metro yok. Dedim ki ‘Bu nasıl iş?’ İstanbul’da bir Trabzonlu, 10 tane metro yapıyor. Trabzon’da dördü milletvekili, dördü bakan, biri büyükşehir, biri Ortahisar Belediyesi 10 AK Partili bir tane metro yapamamış. Burada da bir tane metro yapamayan, bu kadar oyu alan ama kente sırtını dönenleri Kocaelililer unutmasın. Şehirde o kadar boş arazi var ancak Kartepe gibi bir yerdeki tarım arazilerinin üzerine haddehane yapmaya karar vermişler. Bu konuda bana mühendis ve mimar odaları geldi, bütün meslek odaları geldi, STK’lar geldi, sendikalar geldi. Kendi örgütümüz hassasiyetlerini ilettiler. Hatta şehirden gelenler diyorlar ki ‘Bundan yana kimse yok. Herkes bu haddehaneye karşı. AK Partililer de karşı.’ Hatta yan yana gelince AK Parti’nin milletvekilleri diyor ki ‘Ya bizimkiler de istemiyor. Nasıl yapacağız bilemiyoruz.’”

“KARTEPE’YE BİR DESTEK DE TARKAN’DAN BEKLİYORUZ”

“Bu durumda dava açıldı. Mahkeme Çevresel Etki Değerlendirme raporunu iptal etti. Buna rağmen yandaş bir şirket olduğu için kanunun, raporun arkasından dolanıyorlar. Buradan haddehane meselesinde Kartepe’ye hep birlikte şunu söylüyoruz. Kartepelilerin, çevrenin, doğanın arkasındayız. AK Parti’nin, yandaşa verdiği sözü tutacak diye Kartepe’yi mahvetmesine izin vermeyeceğiz. Mücadeleyi yapın, yanınızdayız. Arkanızdayız, sonuna kadar direneceğiz. Karşımda şimdi gördüm; ‘Kartepe’yi kansertepe, İzmit’i kanser ovası yaptırmayacağız. Hurda demir-çelik fabrikasına hayır’ diyor Kartepe Çevre ve Yaşam Platformu. Jimmy Jip herhalde Tarkan dinliyor. Ben de Tarkan’ı çok seviyorum da çekmiyor, şurayı çek. Tarkan da inşallah bunu duyuyor, bu akşam Kartepe’ye bir desteği de Tarkan atar inşallah. Tarkan’a kocaman alkış. Yıllar sonra döndü, geldi. Harika konserler yapıyor. Atatürk’e çok saygısı var. Bu ülkeyi seviyor. Doğasını seviyor. Kartepe’ye bir destek de Tarkan’dan bekliyor Kocaeli.”

“SU SORUNU, BİRLİKTE ÇALIŞMAMIZ GEREKEN BİR MEVZU”

“Bu şehirde maalesef plansızlık çok ciddi bir sorun. Sapanca Gölü havzasındaki inşaatlar ve kirlilik içme suyunu kirletiyor. Su seviyesi düştü. Bu kadar çok üretimin olduğu, bu kadar çok verginin verildiği, yatırımın yapıldığı bu şehirde en büyük sorun; elektrik. Bir günde aynı anda beş ilçede elektrik kesiliyor. Bir haftada üç - dört kere bir ilçede elektrik kesiliyor. Bu kabul edilebilecek bir mesele değil. Su sorunu yaşanıyor. Hem kirlilik sorunu var, hem de su seviyesi düşüyor. Ankara’da yağmurlar son 50 yılın en kurak günü olduğunda duaya çıkıyorlardı; ‘Aman yağmur yağmasın. Mansur Yavaş zorda kalsın’ diye. Ama Kocaeli’nde, bütün büyük şehirlerde aynı sorun var. Bu sorunları çözmeyen, 24 yıldır başımızda olan iktidar ama lafa gelince atmayı, tutmayı biliyorlar. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Su sorunu merkezi hükümetin ciddiyetle ele alması gereken, hep birlikte de üzerinde çalışmamız gereken bir mevzudur. Bunu siyasete, oya alet etmek, şehirlerin susuz kalmasına dua etmek yerine bu memleketin yarınlarını hep birlikte düşünmek gerekir. Bu arada İstanbul’da su seviyesinin yüzde 45’lere ulaştığını, Ankara’da da yüzde 30’lara yaklaştığını, kullanılabilir kritik seviyesinde, o yüzde 1’lere kadar düşende yüzde 15’in aşıldığını takip ediyoruz. İlerleyen günlerde inşallah hem Ankara’da hem İstanbul’da birkaç yıl boyunca korkulu rüya görmeyeceğimiz seviyelere ulaşacağız.”

“KOCA BİR İLÇE İNSANI İŞ CİNAYETLERİNDE KAYBETTİK”

“Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir işyerinde altı emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu 18 yaşından küçük, çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangın günü yapılmaya çalışıldı. Öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi, düşünün 36 bin; koca bir ilçe iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi, sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki üç çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022. Pandemi. Grup Başkanvekiliyim. Meclis’te bir marka kolonya; Lactone. Her yerde o. Dedim ki ‘Bu kolonya nereden gelmiş, bunun ihalesini kim yapmış?’ İhale yok. ‘Efendim firma Tekirdağlı, bunlara hediye verdi.’ Eşeledik, deşeledik. Tek firmanın sokulduğu, davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik, firma hakkında yurtdışından ‘Parfümeri hammaddesi getiriyoruz’ diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler. Ancak burada altı işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı. O günlerde ‘Soruşturma nereye varırsa varsın’ diyorlardı. 104 gün geçti, halen daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler çocuklar çalışıyor diye gördü, CİMER’e başvurdular. Ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum.”

“GEBZE’DEKİ OLAYDA DA RAPOR YOK, BAKAN HALA GÖREVDE”

“Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı, yetmedi. Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, dört canımız, dört insanımız hayatını kaybetti. Bakın Makine Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya ‘doğru’ der, yanlışa ‘yanlış.’ Biz zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş, bazı belediyeler. Bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik. Doğrusunu söyledik. Doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve makine mühendisleri bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı makine mühendisleri bu faciadan önce demişler ki, ‘Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çökebilir, hayati tehlike var.’ Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı, bakan, ilk açıklama. Ulaştırma Bakanı. ‘Bizimle ilgisi yok.’ Arkadan bu rapor çıktı, ‘Bizimle ilgisi yok.’ Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı. Bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökebilir. Tam 155 gün oldu rapor yok ortada. Rapor yok ve bu Ulaştırma Bakanı halen daha görevde.”

“DÜŞECEKSİN MİLLETİN YAKASINDAN, BAŞKA YOLU KALMADI”

“Öyle bir memleket ki küvözdeki yenidoğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar, Kartalkaya’da. Sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet; Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin, gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya. Elle tutulacak tarafları yok. Ama şu kadarını söyleyeyim şu meydana. Artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek, hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz. Ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz. Sandık gelecek AK Parti’nin kara düzeni bitecek. Halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak. Bu koca meydandan sesleniyorum. O sandık gelecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Ne diyorsunuz? Ülkenin Cumhurbaşkanını, yani yürütmenin başını istifaya davet ediyorsunuz. Haklı mısınız? Sonuna kadar haklısınız. Niye? Çünkü ‘Ben biliyorum’ diyor. ‘Sorumlusu benim, ben’ diyor. O zaman Dilovası’nın da sorumlusu sensin, diğer tarafta Gebze’deki olanın da sorumlusu sensin. Bu kadar açlığın, yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin, buradaki susuzluğun, elektrik kesintisinin de sorumlusu sensin. Artık bunların hiçbir tanesinden Türkiye’nin kurtulma ihtimali kalmamıştır Tayyip Erdoğan’dan kurtulmadan önce. Bakın acaba Sayın Erdoğan’a haksızlık ediyor olabilir misiniz? Ama rekortmen, beş tane madalyası var. Vallahi var. Beş madalya var. Yönettiği Türkiye yoksullukta Avrupa birincisi. Yüksek enflasyonda Avrupa birincisi. Yüksek faizde Avrupa birincisi. İşsizlikte Avrupa birincisi. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Beş madalya, beşi bir yerde takmış boynuna. Beş kara madalya boynunda. Buradan kendine sesleniyorum. Meydanlar Türkiye’nin dört bir yanında sandık istiyorsa, seçim istiyorsa, ‘istifa’ diye inliyorsa artık düşeceksin bu milletin yakasından. Başka yolu kalmadı.”

“EMEKLİLERİ KOLA KUTUSU GİBİ EZDİLER”

“Memlekete bakın memlekete. Açlık sınırı 31 bin lira. Yoksulluk sınırı 102 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Asgari ücret 28 bin lira. Ortalama çiftçi geliri 19 bin 700 lira. Bir göreyim meydandaki emeklileri. Öyle ki önce şunu söyleyeyim. Ama devlette ama serbest, bu ülke için, bu millet için, bu devlet için çoluğunu çocuğunu geçindirmek için ellerini nasırlananlara, dirsekleri çürüyenlere, gözlük camları büyüyenlere Kocaeli’nden kocaman bir selam olsun hepinize. Bir ülke emeklisine nasıl davranıyorsa o kadar medenidir. Yıllarca çalış, çabala, didin, vergi ver. Her şeyi yap. Günü gelince ‘Haydi sen artık eve, yeter çalıştığın. Biz sana bakacağız’ de. Sonra da en düşük emekli maaşını 20 bin lira yap. Beş emekli bir araya gelse yoksulluk sınırını geçemiyor. Dört asgari ücretli ancak bir yoksul edebiliyor. Bugün 28 bin lira asgari ücretle geçinmek mümkün değildir. Ancak asgari ücret alan için çok düşük, veren için yüksek bir hale gelmiştir. Bunun için asgari ücretle çalışan çalıştıran, 10 kişiye kadar çalıştıranlara 10 bin 600 lira diye önerdiğimiz, belli gruplara örneğin tekstile farklı desteklemeler önerdiğimiz, hem asgari ücret ücreti 39 bin lira yapacak, hem de maliyetleri işverenin sırtından alacak tekliflerimiz Meclis’te beklemektedir. Buradan açıkça söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında asgari ücret bugünkü parayla 39 bin olacaktır. Ancak 10 bin lira sosyal güvenlik desteklemesiyle bu yük işverenin, bilhassa KOBİ’lerin, küçük işletmelerin, esnafların sırtından alınacaktır. En düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak, daha sonra bu iktidardan önce olduğu gibi 1,5 asgari ücret seviyesine çıkarılacaktır. Tarımda hak edilen destekleme beşken, bir verilmektedir. Kanunda yazan desteklemenin beşte biriyle çiftçiler perişan edilmektedir. Çiftçide para olmayınca, emekçide para olmayınca, emeklide para olmayınca esnaf da toplumun tüm kesimleri de çok zor durumda kalmaktadır. En düşük emekli maaşı 20 bin lira, ortalama emekli maaşı da 23 bin liradır. Oysa daha bundan yedi yıl önce, en düşük emekli maaşı yüzde 60’ı kadardı ortalama emekli maaşının. Bu hesapla bugün ortalama emekli maaşı 32 bin lira olması gerekirken 23 bin liradır. Bu iktidar bütün emeklileri en aşağıda birleştirmiştir. Emeklileri kola kutusu gibi ezip bu hale getirmiştir. Bundan sonra en düşük emekli maaşı istisna olacaktır.”

“BÜTÜN İŞÇİLER SENDİKAL HAKLARA KAVUŞACAK”

“Asgari ücret sadece bir yıl alınan, kıdemle birlikte hızla uzaklaşılan bir maaş olacaktır. Bugün Türkiye’nin yüzde 55’i asgari ücret ya da hemen üstünde maaş almaktayken, Almanya’da bu rakam yüzde 6, Avrupa ortalamasında yüzde 9’dur. Asgari ücret, temel ücret olamaz. Ortalama ücret olamaz. Asgari ücret çok düşük bir istisna ücretidir. Ve buradan, Kocaeli’nden ilan ederiz ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında örgütlenmenin, sendikalaşmanın önündeki bütün engeller kaldırılacak, bütün işçiler grevli, toplu sözleşmeli, sendikal haklara kavuşacaktır. İşçilerin tamamının bu güvencede olduğu noktada; iş barışı da işverenle işçi arasındaki uyum da devlet eliyle en iyi şekilde koordine edilecektir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak alın terini en yüce değer olarak görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak işverenlerimizi müteşebbislerimizi, sanayiciyi, yatırımcıyı bir düşman olarak değil; önündeki engellerin kaldırılacağı, doğaya, çevreye ve emeğe saygılı şekilde çalışıp, devletten en büyük desteklemeleri görüp, çok daha fazla kazanıp, çok daha acil bölüşeceğimiz bir düzeni hep birlikte kuracağız. Şunu herkes bilsin ki; öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Çünkü kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

“MİLLETİN SEÇTİĞİ CUMHURBAŞKANI OLACAK”

“Biraz önce konuştuğumuz her şey ve hep birlikte kurtulmaya dair her şey aslında bir tercih ve bir öncelik belirleme işi. Bir ülkenin her şeye parası yeter, hepsine birden yetmez. Öncelik belirlemek siyasetin işidir. Birileri Beşli Çete’ye, 43 müteahhide, yandaşa kaynak ayırırken; birileri okulda yoksul öğrencinin beslenme çantasını, ücretsiz su sebillerini, anne kartı, anne taksiyi, hoş geldin bebek uygulamasını ve her türlü sosyal yardımı düşünüyorsa, işte bu kimin kimin tarafında olduğunun en önemli belirtisidir. Bunun için diyorum ki yapılacak ilk seçimler bir Cumhurbaşkanı belirlemek değil; bir devri kapatmak bir devri açmak için yapılacak seçimlerdir. Biz hep beraber bakanın evlatlarının devrini bitirip, vatan evlatlarının devrini başlatacağız. Biraz önce İl Başkanımız konuşurken Cumhurbaşkanı adayımızın kaçıncı Cumhurbaşkanı olacağını söyledi. O gönlünden geçen. İl Başkanının demesiyle, partinin demesiyle Cumhurbaşkanı olunmuyor. Milletin demesiyle Cumhurbaşkanı olunuyor. Milletin seçtiği, Cumhurbaşkanı olacak. Biz 23 Mart günü hep beraber 15,5 milyon kişi Ekrem Başkan’ın aday olduğu ön seçimde sandık başına gittik. Aslında 2 milyon üyemiz davetliydi. Dört gün önce yapılan büyük haksızlıktan sonra bir dayanışma sandığı koyduk. Hazırlık yaparken arkadaşlar dedi ki ‘Ya bizim sandık dolu olur, dayanışma sandığı daha az olur. Acaba bu bir sıkıntı olur mu?’ Ben dedim ki, ‘Sen dayanışma sandığını koy ve bu millete güven.’ Bu millet devletini sever, devletine güvenir, çağırır askere gider, gerekirse evladını şehit verir, ‘Vatan sağ olsun’ der. İstenir verginin yükseğini Kocaeli’nde olduğu gibi verir. Ama devleti milletin karşısına dikersen millet evladına ve geleceğine sahip çıkar. Adalet ve Kalkınma Partisi parti ile devleti birbirine karıştırdığı, partiyi devletin ve devleti de partinin sandığı için bu millete büyük bir yanlış yapmıştır. Oysa bu millet 2019’da 13 bin 600 farkla biten seçim haksızca iptal olunca iki ay sonra farkı 806 bine çıkarmıştır. Bu millet beş yıl boyunca, örneğin İBB’nin aracıymış gibi film sahnesinde otobüs yakıp gösterenlere karşı…”

“BİR PARTİNİN ASKERİ, POLİSİ, MEMURU DEĞİLLER”

“Polisimiz yetişti oraya. Yürekten bir polislerimizi alkışlayalım. Oraya sağlıkçılar da gitti. Biliyorsunuz Covid’de biz hepimiz evlerimizdeyken sağlıkçılar canlarını ortaya koyup bizi yaşatmaya çalışıyorlardı. Tayyip Bey de o zaman demişti ki ‘Bu sağlık çalışanlarının hakkı ödenmez.’ Dürüst, tutarlı adam ve haklarını ödemedi gerçekten. Siz onları bir yürekten alkışlayın, bütün sağlık emekçilerini. Sınır boylarındaki Mehmetçiği, subayı - astsubayı, uzmanı - uzman erbaşı, denizlerdeki Leventlerimizi, bu devlete, millete çalışan tüm devlet memurlarını, işçilerini, infaz koruma memurlarını, jandarmayı yürekten bir alkışlayalım. Birileri kendini devletin başı, devletin sahibi sanıyor. Bu devletin sahibi millettir. Bu devletin sahibi Türk milletidir. Onun evlatları, millete hizmet için devletin emrinde çalışır. Bir partinin askeri değildir, polisi değildir, memuru değildir, kölesi hiç değildir. Herkes şunu bilsin ki bu devletin memuru bir partiye değil, bu millete ve bu devletin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sadakat duyar.”

“ÜLKEYİ BU HESABA GETİRENİ BAŞTA TUTACAK MISINIZ?”

“Konuya geri döneyim. Ocak ayında faiz ödemeleri, bir önceki yıla göre 180 arttı. Geçen sene ocakta 163 milyar lira faiz ödemiştik, bu sene 456 milyar lira. İnanılmaz bir rakam. İnsan şöyle düşünüyor; ‘İnşallah çok para buldular, çok faiz ödüyorlar, yatırımlar artmıştır.’ Oysa ki yatırımlar geçen seneye göre ocakta yüzde 37 azalmış. Düşünün, bu bir şirket olsa ve çağırsan yöneteni, ‘Gel bakalım müdür efendi, nedir durum? Faiz ödememiz ne oldu? ‘Efendim 160 idi, 450 oldu. Üretim yüzde 37 azaldı.’ Bunu diyen adamı aklı başında kimse şirketinin başında tutmaz. Bu hesaba Türkiye’yi getiren adamı, bu memleketin başında tutacak mısınız? Faiz lobilerine çalışan, yatırım yapmayan, işçisini - emekçisini - emeklisini düşünmeyen, gençlerini hayata küstüren bu iktidarı ilk seçimde gönderecek miyiz? İşte bu kararlılık, bu azim, bu farkındalık her şeyden kıymetli. Bakın, vergi adaletsizliğinde bir az önce söyledim; Avrupa’da birinciyiz. Bir ülkede seçmenin bilinci varsa, bilhassa vergi bilinci, vergi farkındalığı varsa hiç korkma. Bu ülkede 100 lira vergi toplanıyor. Ne beklersin? Yüzde 90’ını multi milyarderler, zenginler versin. Yüzde 10’unu da biz aramızda bölüşürüz. Ama bu memlekette durum tam tersine. Bakın verginin yüzde 65’ini dolaylı vergilerden alıyorlar. Dolaylı vergi, dünyanın en adaletsiz vergisidir. Nasıl biliyor musunuz? Fabrikatör de aynı vergiyi verir, kapısındaki bekçi de. Neye? Elektrik, doğalgaz, su, telefon, giyim - kuşam, ayakkabı, her şeye... Türkiye’de bu vergi, yüzde 65. Zengin - fakir ayırmayan vergi, yüzde 65. Üstüne yüzde 24 gelir vergisi. Bu gelir vergisi yüzde 24’ün yüzde 15’i aldığınız maaştan, bankamatiğe gidiyorsun, kartı sokuyorsun, sana vermeden vergiyi ayırıyor. Gelir vergisi aldığın maaşlardan kesilen vergi. Yüzde 9 da faiz gelirinden filan alınan vergiler. Yani gelir vergisi yüzde 24. Yüzde 65, 24 daha; yüzde 89 bu meydanın ödediği vergi. Kalan yüzde 11 kurumlar vergisi. Holdinglerin, şirketlerin, zenginlerin, para babalarının ödediği vergi yüzde 11. Verginin yüzde 89’unu orta direkten, emekliden, yoksuldan, garibandan alan; yüzde 11’ini zenginden alan düzene AK Parti’nin kara düzeni denir. AK Parti’nin kara düzenini yerle bir etmeye var mısınız? AK Parti’nin kara düzenini yıkacak mıyız? İşte bu düzen yıkılırsa; bu meydan yani kısa çöp, uzun çöpten hakkını alırsa, az kazanandan az alınır, kazanmayandan hiç vergi alınmazsa, çok kazanan adil bir şekilde vergisini verirse bu düzen tepetaklak olur. İşte o zaman kimse 20 bin lira emekli maaşıyla geçinmek zorunda kalmaz.”

“‘HIRSIZA KAÇ - KURTUL, MAZLUMA VERGİ…’”

“Kocaeli’den bütün emeklilere hatırlatıyorum bıkmadan, usanmadan ve asla unutmadan. Bu iktidar, geldiği gün yani 3 Kasım 2002’de son aldığınız en düşük emekli aylığı, 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla o beğenmediğimiz asgari ücretin 1,5 katı 42 bin lira. Nerede 20 bin lira, nerede 42 bin lira? Bu sadece Tayyip Bey’in düşük asgari ücretine oranla, hele hele bir de hesapla; en düşük emekli aylığı 3 Kasım 2002’de 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 20 bin lira maaş, 11 bin 500 lira çeyrek. 2 çeyrek bile alamıyor. 8 çeyrek alan durumdan 2 çeyrek alan duruma geriledik. Asgari ücret o tarihte 7 çeyrek altın alıyordu. Bugün 28 bin liralık asgari ücret, 2 buçuk çeyrek altın alıyor. Yani emekçinin sofrasında yüzde 40’a varan bir düşüş. 100’den 40’a. Emeklide 100’den 25’e kadar bir düşüş. Bunların hepsi bu iktidar döneminde oldu. O yüzden bu iktidara katlanmak zorunda değilsiniz. Bu iktidarı değiştirmek için bizimle birlikte seçim isteyin. Bak ne diyor? ‘Pijamalar evde bıraktık geldik’ diyor. Pijamaları çıkaranlara, kumandayı bırakanlara, meydanlara koşanlara selam olsun. Düşük emekli maaşı, düşük asgari ücret, işsizlik, artan fiyatlar, yoksulluk. Kimin şikayeti varsa çağrıldığında partisine bakmadan meydanlara koşarsa, itiraz ederse, direnirse hep beraber kazanacağız. Hep birlikte. Direne direne kazanacağız. Bakın vergi meselesi. Aşık Mahzuni ne diyor vergi meselesine? ‘Sülalem sermemiş yırtılmış sergi.’ Diyor ki yani ‘Benim büyüklerim sergi yırtıldı mı sermezdi, değiştirirdi’ diyor. Yani ‘Yok yoksul değildik’ diyor. Aşık Mahzuni diyor ki; ‘Sülalem sermemiş yırtılmış sergi. Vallahi dediğim değildir yergi. Hırsıza kaç kurtul, mazluma vergi. Böyle bir adalet kazık değil mi?’”

“TAYYİP BEY GERÇEK BİR MUCİT”

“Şimdi Ramazan başında demiştim. Birazcık siyasetin dili sakinleşse iyi olur. Hakkımızda arayacağız ama çok ağır sözler falan söyleniyor Ramazan’a yakışmaz. Dikkatli bir dille ne hem hak aramaya hem mücadele etmeye devam ediyoruz. Tayyip Bey’i, Sayın Erdoğan’ı biraz eleştirdik. Ama bir konuda kendisini tebrik edeceğiz müsaadenizle. Karşı çıkmayın. Bakın Tayyip Bey gerçekten büyük bir mucit. Parayı kim bulmuş? Lidyalılar. Benim hemşerilerim, Manisa’da. Sardes’te, Sart harabelerinde. Gerçi bu konuda şöyle bir hikaye var. Bundan önceki bir belediye başkanımız Manisa’nın övünülen şeylerini yazıyordu, az da yoktur. Mesir macunundan Fatih Sultan Mehmet’e. Böyle bir tane tak yaptırmışlar. ‘Dünyanın ilk parasının Manisa’da bulunduğunu biliyor muydunuz?’ diye. Bizim bir öğretmen abimiz var, Komünist Partili. Altına geçmiş, basın açıklaması yapıyor. ‘Bu övünecek bir şey değil utanılacak bir şeydir’ diye. Parayı ilk Lidyalılar Manisa’da Sardes’te bulmuş. Vergiyi kim bulmuş? Vergiyi Sümerler Mezopotamya’da, eski Mısır’da. İlk vergiyi onlar toplamış. Peki Tayyip Bey neyi buldu biliyor musunuz? Vergiden vergi almayı icat etti. Mesela cep telefonunu alıyorsun işinde çeşit çeşit para var. TRT kesintisi var. Kültür Bakanlığı parası, o parası, bu parası. Toplama bir ÖTV koyuyor bu toplamdan bir de KDV alıyor. Aldığı ÖTV’nin KDV’sini alıyor. O yüzden gerçekten Tayyip Bey tarihe geçecek bir mucittir. Dünyada vergiden vergi alan ilk siyasetçi Tayyip Bey’dir. Biz de bu icadı yapanı derhal emekli etmeye karar vermiş bir milletiz.”

“ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞU YABANCILARA SATTIN MI?”

“Değerli Kocaelililer, eskiden ödediğimiz vergi bize yol olarak, köprü olarak dönüyordu. Şimdi vergilerimizle yapılan köprüleri satıyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim en yakından biliyorsunuz. Normalde rahmetli Süleyman Demirel’in yaptığı, Özal’ın yaptığı, şu anda 59 liraya geçilen köprüler var. Ama eğer aynı köprüyü Tayyip Bey yapıyorsa, en az yedi kat pahalıya. İşte şuracıkta 995 liraya geçilen bir köprü var. İzmir’den Çeşme’ye kadar 100 kilometre Özal’ın otoyolu 59 lira. Akhisar’a kadar 100 kilometre Tayyip Bey’in otoyolu 350 lira. Şimdi iki boğaz köprüsünü hem birinci köprüyü, hem ikinci köprüyü ve yedi tane otobanı özelleştirmek istiyorlar. 59 lira olan fiyat 350 liraya çıkacak, herkes bilsin. Ama herkes bir şeyi daha bilsin. Bu köprüler ayda 600 milyon lira gelir getiriyor. Köprüler ve otoyollar. Bu köprüleri bugün 3 milyar liraya satmaya çalışıyorlar. 25 yıllık geliriyle. Yani şöyle olacak, sen köprüyü 3 milyara satacaksın. Sana parayı verecek kişi beş yıllık geliri verecek. Üstüne 25 yıl kendisi alıp cebine koyacak. Tayyip Bey bu parayı seçim ekonomisi yapmak için yapıyor. Ancak altın yumurtlayan tavuğu satıyor. Hiçbir kişi beş yıllık kirası karşılığında bir mülkü 25 yıllığına kimseye vermez. Babanın malını vermiyorsan, bu milletin malını da veremezsin. Bakın açıkça söyleyeyim; bu köprüleri bundan 10 yıl önce yine satmak istemişti Tayyip Bey gönlünce. İtiraz etmiştik. Köprülere 5,7 milyar teklif gelmişti. Tayyip Bey’in kendi ifadesi ‘7’den aşağıya vermek vatan hainliğidir’ diye. O gün ‘7 milyardan aşağıya vermek hainliktir’ diyordu. Bugün 3,5 milyar liraya vermeye, vatana ihaneti iki ile çarpmaya niyetleniyor. Ben bunu söyledikçe susuyorlar. Yurt dışında yayın yapan kuruluşlar yazdı çizdi. Bloomberg söyledi. ‘Bir İngiliz firmasıyla anlaşmışsınızdır’ dedim. Ne inkar ediyor, ne kabul ediyor. Ama dün elimize iki belge ulaştı. Bunlardan birisi dört ay önce, 17 Kasım 2025. Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Bölge Müdürlüğüne yazmış. ‘Otoyolların bir kısmını özelleştirirseniz daha önce yapılan kiralama ve tahsisler kendiliğinden düşecektir.’ Diyor ki sizin güzergahınızda birine tahsis verdin, kiralama yaptın otoyol üzerinde, ben bunları yakında özelleştireceğim. Kendiliğinden düşecek. Bunu bilin. Kiralama yaparsanız sözleşmeye bunu yazın.’ 19 Kasım’da başka bir yazı yollamış köprülere. ‘Yabancı bir danışmanlık firması gelecek. İki boğaz köprüsünde, otoyollarda incelemede bulunacak. Onlara yardımcı olun’ diyor. Buradan bir kez daha soruyorum, Kocaeli’nden. Bu Ramazan mübarek günde sayın Erdoğan’a soruyorum. İster iftarda yanıtla ister yarın öğlende. Ama şunu yanıtla. Bu iki köprüyü, yedi otoyolun 25 yıllık gelirini beş yıllık kira karşılığında vermeye, bu milletin altını yumurtlayan tavuğunu yabancılara satmaya karar verdin mi vermedin mi? Bunu açıkla. Buradan ifade ediyorum. Babasının malını böyle satmayana, bu milletin malını bu şekilde sattırmam.”

“EMEKLİ İKRAMİYESİNİ BİR ASGARİ ÜCRETE BAĞLAYACAĞIZ”

“Buradan bir kez daha tekrarlayayım. CHP iktidarında vergi adaletsizliği bitecek. Bunlar gibi vergiyi tabana, varlığı tavana değil; vergiyi tavana, refahı, mutluluğu tabana yayacağız. CHP iktidarında hiçbir çalışan 12 maaşından üçünü vergiye vermeyecek. Eskiden işe giriyordu genç. Maaş ne kadar? ‘Maaş yüksek değil ama üç tane ikramiyesi var’ diyordu. ‘Dört tane ikramiyesi var. 12 ay çalışıyoruz ve 15 maaş alacağız’ diyordu. Şimdi 12 ay çalışıyorsun, üç maaşı vergiye veriyorsun artan vergi dilimleri yüzünden. Bu haksızlığı mutlaka gidereceğiz. İlk geldiğimizde en düşük emekli maaşını bir asgari ücret, bir dönem sonra 1,5 asgari ücrete çıkaracağız. Bayram ikramiyelerini bir asgari ücrete çıkaracağız. Hatırlayın, 2018 yılında ilk verildiğinde emekli ikramiyelerini ilk CHP söylemiş, mecbur kalıp vermişlerdi. İlk verildiğinde bin lira olan bayram ikramiyesi 24 kilo dana kuşbaşı alıyordu. Şu anda verdikleri bayram ikramiyesi 4 kilo dana kuşbaşı alabiliyor. Bunun için bu haksızlığı gidermek, bunu bir asgari ücrete bağlamak boynumuzun borcudur. Ayrıca prim desteklerini yükseltip hem KOBİ’yi, hem KOBİ’de çalışanların gelirlerini iyileştireceğiz. Çiftçilerin borçlarını beş yıla yapılandıracağız, faizlerini bir kereye mahsus sileceğiz. Maaş veremediğimiz kimseyi açlığa, yoksulluğa ve sokağa terk etmeyeceğiz. Bir ülkede bir kişiye iş bulunamıyorsa temel vatandaşlık geliri; yani bu ülkenin onurlu bir vatandaşı olarak temel vatandaşlık gelirini alacak. Bunu mutlaka hayata geçireceğiz. AK Parti maalesef bu ülkeye iyi gelmedi. Milleti yoksulluktan, şehirlerimizi afetten, kadınları, çocukları şiddetten koruyamadı. İktidarımızda devletimiz güçlü, ülkemiz güvende olacak. Adaletsizlikler bitecek, millet huzura kavuşacak. Yurttaşlar eşit ve özgür olacak. Siyasette rekabet adil olacak, demokratik olacak. Kimse yenemediği rakibini hapse atmayacak. Gençler için üniversite, okul, yaşam özgür olacak. Konserler yasaklanmayacak, sevdiği sanatçıların konseri yasaklanmayacak. Ayrıca bu vize sorunları bitecek. Buradan tüm gençlere müjdeler olsun ki Türkiye, CHP iktidarında Avrupa Birliği’ne girecek. Türkiye yasaksız, Avrupa vizesiz olacak.”

“İDDİANAME ÇIKTI, SUSTULAR; HANİ CANLI YAYIN YAPACAKTIK?”

“Değerli Kocaelililer, maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi de Erdoğan da artık siyaseten tükenmiştir. Bizimle mücadele edecek güçleri, azimleri ve ülkeyi yönetecek enerjileri kalmamıştır. Bu yüzden AK Parti’nin kadın kollarından umudu olmayan, gençlik kollarına güvenmeyen, ana kademesi ile seçime girip kazanamayacağını anlayan Erdoğan bunun yerine yargı kollarını kurmuştur. Bir siyasetçiyi başsavcı, sonra da o başsavcıyı tekrar siyasetçi yapmıştır. Yaptığı bu atamayla Ekrem Başkan ve arkadaşlarımıza yönelttikleri hiçbir suçlamanın hukuki olmadığı, tamamının siyasi maksatla yapıldığı ortaya çıkmış; dünün, o günün Cumhuriyet başsavcısı ertesi gün AK Parti il başkanları toplantısında ‘Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim’ demiştir. Yani bir gün önce de AK Parti’ye çalıştığını, ertesi gün de çalışacağını itiraf etmiştir. Hatırlayın, kısaca hatırlayın; 19 Mart’tan bugüne neler yaşadık, neler… Neler dediler? ‘Ekrem İmamoğlu terör örgütü için çalışıyor. Teröristtir, kayyım atayacağız’ dediler. Terörden soruşturma açtılar Yetmedi, casuslukla suçladılar. Yetmedi, bir tane yalandan uçak buldular. ‘Bu uçakta ayıp şeyler oldu’ dediler. Uçağın sahibi AK Partili çıktı, kiralayan AK Partili çıktı. ‘Ben reisçiyim, Ekrem’den nefret ederim’ dedi, bundan sonra bunların sesi kesildi. Hatırlıyor musunuz; uçağın AK Partili olduğunu ben çıkarana, belgesini koyana, adam ‘Ben reisçiyim’ diyene kadar ‘İmamoğlu’nun uçakları.’ Hatırlıyor musunuz; ‘Ekrem İmamoğlu’nun lüks arabaları.’ Çıkardık ki ortaya, MHP’li bir milletvekilinin çıktı. Hatırlayın; ‘Ekrem İmamoğlu‘nun parkesinin altından İBB’de 2 milyon Euro çıktı’ dediler. ‘Görüntüsü var’ dediler. İddianameye koyamadılar. ‘Ben de başkasından duymuştum, yalanmış’ dediler. ‘Bin 200 cep telefonunun faturası var’ dediler. Bir tanesi bile çıkmadı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde dolar bulduk’ dediler. Kasadan mühür çıktı, dolar görüntüleri TRT’nin yalanı çıktı. ‘Ordu’da dağ evinde para bulduk’ dediler. 48 tek ruhsatlı silahın mermisi çıktı. İddianame çıktı, millet sustu. Hani canlı yayın yapacaktık? Canlı yayını konuşan yok. İddianameyi konuşan yok. Ama ‘terörist’ dediler, ‘ajan’ dediler. Bir takım ahlaksızlıkları söylediler. Hepsi yalan çıktı.”

“‘YETİŞMEDİ’ DİYECEKSENİZ TUTUKSUZ YARGILAYACAKSINIZ”

“Şimdi 9 Mart’ı bekliyoruz. Dedikleri yolsuzluklardan tek birine kanıt çıkmadı. Onun için buradan bir kez daha sesleniyoruz. 9 Mart’tan tezi yok o yargılama başlayacak. Yok ‘Yetiştiremedik, hazirana kadar inşaatı sürecek. Biz bir başka yer yapacağız, orada yargılayacağız’ diyorsanız arkadaşlarımızı bırakacaksınız, tutuksuz yargılayacaksınız. Yayınların televizyonlardan verilmesine biz korkmuyoruz, AK Parti korkuyor. Kardeşim iddia; ‘İmamoğlu yolsuzluk yaptı.’ ‘Bunun cevabını ben canlı yayında vereyim’ diyorsun, sen ‘Verme’ diyorsun. O zaman ben korkmuyorsam, Ekrem Başkan korkmuyorsa, arkadaşlar korkmuyorsa bir enayilik var bu işte öyle değil mi? Bir enayilik var. Kardeşim kendine güvenen, savcısına güvenen mahkemeyi yayınlar ve bizi rezil eder. Biz diyoruz ki ‘O mahkemeyi yayınla. Millet iftirayı da görsün, namuslu evlatlarını da.’”

“RENKLERİNİ AL BAYRAKTAN ALAN TÜRKİYE İTTİFAKI’NA SELAM OLSUN”

“Kocaeli meydanı, bu meydan muhteşem bir kalabalık. Gün boyunca Şubat’ın bugününde, gerçi hava da Kocaelilerin yüzü kadar güzel bugün Allah için. Şubat’ın bu gününde evinde oturmayıp buraya gelenlere, Kocaeli’nin aslan sosyal demokratlarına teşekkür ediyorum. Muhafazakâr demokratlarına teşekkür ediyorum. Milliyetçi demokratlarına, Kürt demokratlarına, liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Kocaeli’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum. Yine elindeki ay yıldızlı al bayrağı sallayanlara selam olsun. Biz Türkiye İttifakı’yız. Renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan, Türkiye İttifakı’na selam olsun. Milli Takım gol atınca ayağa hep birlikte fırlayanlara, Filenin Sultanları İstiklal Marşı okuturken hep beraber ağlayanlara selam olsun. Kocaeli İttifakı’na, Türkiye İttifakına selam olsun. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na, yattıkları 12 metrekarelik hücrelerden bu meydandan güç alanlara, bu millete güç verenlere selam olsun. Kocaeli’nin güzel insanları seçime kadar mücadeleye var mısınız? Hep birlikte çalışacak mıyız? Hep birlikte koşacak mıyız? Benimle yürümeye var mısınız? Ekrem Başkan’la yürümeye var mısınız? Atatürk’ün partisini iktidara götürmeye var mısınız? O zaman yolunuz açık olsun. Yolunuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”


CHP GENEL BAŞKAN ÖZGÜR ÖZEL KOCAELİ’DE